Evet, şimşek gibi geçti gözümün önünden o 4 yıl. Acısıyla, tatlısıyla, kalp kırıklıklarıyla, başarılarıyla, cana yakın güzel insanlarıyla, merhametsiz taş yüreklilerile. asıl olan, hayatımın başlanış noktası Sabiha Gökçen havalimanında yer aldı. Yeni bir nefes almak gibiydi İstanbul'a gelmek... oysa ki annesinden, babasından, kardeşinden ve sıcacık aile ortamından ilk defa ayrılan biri için koskoca bir adımdı.
Yanında ne kadar dostun yada hemşerin olursa olsun o yabancılık duygusunu seni sarar ve boğazda takılan bir lokma gibi nefeslerini keser. Yabancılık aşka benzer, ilk yaşanan tecrübenin tadı hiç bir şeye işit olmaz ve her daim aklında kalır. hala hatırlıyorum o yalnız anları, çekyatın üzerinde uzandığımı, nerede olduğunu bilmediğimi ve bana her şey farklı geldiğin çok net hatırlıyorum farklı dil, farklı adet farklı insanlar. Dilden bahsetmişken çoğunuzun zannettiği gibi bu şehr-i İstanbul bana öğrettiği ilk dil Türkçe değildi, sessizlikti, evet sesizlik bir dildir bu dille sadece kendinle konuşabiliyorsun. Yalnızken, Mecidiyeköy'ün sokaklarında dalgın bir kafayla gezerken içinizdeki çınlayan o sükut sesi.
Fikirlerim coştu yoruldu bu gece, şimdilik yeter ama devamı gelir inşallah bu hikayenin, çünkü anlatılacak çok şey var, hayat da kısa ve hikayanı anlatmazsan kimse anlatmaz senin yerine...
Tüm Hatalar ve Haklar bana saklı affınızı istirham ediyorum !

0 commentaires:
Post a Comment