41AT Bir Otobüsten Öte...


Evet, (nedense tüm makalelerim evetle başlıyor), blog'um baya tozlanmış durumda, son yazdığım makale TEŞEKKÜRLER TÜRKIYE... BIRINCI BÖLÜM yaklaşık iki yıl önce yayınladım, çok uzun bir süre biliyorum, bu süre içinde o kadar yeni macera yaşandı ki, önce hayatımın "Durakla" düğmesine basıp yaşananları anlatmak istiyorum. yoksa, "benim açıdan ilginç" o kadar çok olay var ki hepsini anlatmak için yeterli zaman olmadığını düşünüyorum.
Peki, "bu süre içinde niye yazmadın?" diye sorarsanız, sebebi bir akıllı telefon diye cevap verirsem şaşırmayın, evet adı ASUS Padfone Infinity 2. Sırf onun olağanüstü hikâyesini anlatabilmek için 3 bölüm ve bir kutu depresyon ilacı ayırmam gerekiyor onun için şimdi değil, sonra.
Bugün ki bölüm yine nostaljik, 2011 kokulu, olayları, Şişli Halide Edip Adıvar mahallesi ile Gayrettepe arasında gerçekleşmiştir. Başlıkta da yazıldığı gibi bir otobüsten bahsedeceğiz gibi görünüyor ama benim İstanbul’daki Mahalleler, Otobüsler, Kokular ve Seslerle (çoğu dinlediğim Türkçe müzik) olan bağlarım o kadar duygusal bağlar ki onları sevdikçe, nasıl da beyinlerimizde yeni bir bilgi ezberlediğimizde yeni bir akson oluşuyorsa, onlar da öyle kalbimde yer alıyorlar.
AKBİL’i bilmezdik o zamanlar, "Dil kursuna (TÖMER) yazılan öğrencilere verilmezmiş çünkü" peh peh peeeeh biz zavallı görünsekte torpillerimiz vardı oğlum, o akbil alınacak dendi ve alındı... vay be, hey gidi günler... neyse konumuz bu değil. AKBİLsiz olan dönemimde, Şişli-Gayrettepe yollarını yürüyerek adım gibi ezberledim, ah ne özlemişim o yollarda yürümek, insan bazen çok yalnız olduğu zamanları özler, o yollarda bir "yabancı" ne demek olduğunu hayatımda ilk defa hissettim, ne garip duygu; çok karışık aslında, bir anda; ben farklı bir ülkedeyim, biraz özgürlüğümü kazandım diyorsun ama ne kadar yalnız olduğunu, o yollar boyunca kimseyle konuşmadığını, büyüdüğün yerden ne kadar uzak olduğunu farkedip üzülüyorsun ... Anlatılmaz yaşanır.
AKBİL’i aldıktan sonra çok sevindim, bu yalnızlık yollarından kurtuldum demişimdir, bineceğim bir otobüs var demişimdir, insanlara daha yakın olacağım demişimdir. ama insanlara değil otobüse yakın oldum ben. Her sabah o gülümseyen simasını beklemek benim için neşe vericiydi, hele kasa eski olursa. Durak bir büfenin önündeydi ve hala o nefis tost kokuları burnumda derdim otobüsü kaçırmamak orada bir kaşarlı sucuklu yemek nasip olmadı henüz.
"Bir sonra ki durak" hatunu yoktu o zamanlar buğulu pencereleri silip etrafları sürekli gözlemem gerekiyordu, olsa da ben duymazdım, çünkü artık o otobüste konuşacak insan buldum sonunda. Bir değil aslında çok, onlar benim ilk yoldaşlarım diyebilirim, ben konuşmadan onlar beni anlıyorlardı, hala da anlıyorlar. Oluruna Bırak.. her neyse geçer diyor bana onlardan biri mesala, beni en çok anlayan aslında, Sıla, Sıla Gençoğlu. 41AT'nin arka taraflarında tutunurken kıvılcım düştü. Bir arkadaşımın telefonuma kopyaladığı musiki kütüphaneyi incelerken göz göze geldik. Beş yıl oldu hala o sevda sönmedi de sönmeyecektir, seni çok iyi anlayan birinin sevdası bitmez çünkü. otobüste kurduğum başka dostluklar da var, Binlerce dansöz neden var oldukları Serdar Ortaç'la tartışırken Dostum Dostum diyordu bana Zara. Gökler neden ağladıkları Gece Yolcularından öğrendik. İki hafta önce de MFÖ Beysan sanayi sitesinde Vurgun Yediğimi söylediler, inanmadım ama ne yazık ki Ebru Gündeş kati delillerle Gönlümün Efendisini gittiğini kanıtladı. Öyle dostlar işte.
Velhasılıkelam, çamaşır makinası durdu çamaşırları asmam gerekiyor. 41AT otobüsünde bana eşlik eden unutulmaz şarkılarım için bir Spotify Çalma Listesi derledim bakmak isterseniz hani. hoşçakalın

0 commentaires:

Post a Comment

 

Flickr Photostream

Twitter Updates

Meet The Author